2020 Riskler ve Fırsatlar

murat sağman anlatıyor 2020 riskler ve fırsatlar

2020-2022 dönemine ait Yeni Ekonomi Program (YEP) başta büyüme ve enflasyon olmak üzere önümüzdeki 3 yıla ait iddialı hedefler koydu. 2020 yılına geçmeden önce bu yıl biterken veriler anlamında 2019’u nasıl kapatıyoruz özetleyelim.

2018 Ağustos’unda yaşanan devasa şoka rağmen Türkiye 2019 yılını pozitif bir büyümeyle (%0,5 program tahmini) kapatmayı başaracak. Geçen sene bu vakitler yapılan tahminler sert bir küçülmeye (-%2- %3) işaret ediyordu.

Enflasyon cephesinde piyasa beklentisi geçen seneki %16’lık hedefin çok altında %11.5 seviyesinde yılı kapatacağız ( YEP de hedef %12). Bununla birlikte cari denge milli gelirin %3,5’i civarındaki bir açıktan milli gelirin %0,1’i civarına geçti. Tabii ki burada ekonominin küçülmesi ve ithalatın ciddi yavaşlamasının etkisi var. Daha önce bu şekilde cari fazla verdiğimiz yıllar 1994 ve 2001 yılları idi. Son aylarda gördüğümüz toparlanmanın en büyük sebepleri agresif faiz indirimleri (ertelenen talebin devreye girmesi) ile canlandırma için kullanılan kamu kaynakları. 2018 yılında milli gelirin %2,0’sinde seyreden bütçe açığı 2019 yılında milli gelirin %2,9’una yükseldi. Merkez Bankasının geçmiş yıl yedek akçelerinin aktarılmasıyla sağlanan bir seferlik gelir (milli gelirin %1,0’i) olmasaydı, bütçe açığı milli gelirin %4,0’üne yaklaşacaktı.

2020 yılına geçersek, Avrupa ekonomisinin durgunluk tehdidi altında olduğu ve küresel ekonomiye ait belirsizliklerin devam ettiği bir konjonktürde 2020 dönemine ait büyüme hedefinin %3,5’ten %5,0’e yükseltilmesini biraz agresif buluyorum. Toplam Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’nın; yüzde 17’si sanayi üretimine bağlı, yıllık 180 milyar dolar (yarısı daralma sürecindeki AB pazarına) ihracat yapan, 2018’de yüzde 2.6, 2019’da ise yüzde 0.5 büyümüş olan Türkiye ekonomisinin, 2020 yılında son 10 yıl ortalamasının üzerinde, nasıl yüzde 5 büyüyeceği gerçekten benim için büyük merak konusu. Büyüme hedefini bu yıl sıfıra yakın bir seviyeden yüzde 5’e yükseltirken aynı zamanda 2020 enflasyon hedefinin %9,8’den %8,5’indirilmesinin de fazlasıyla iddialı olduğunu düşünüyorum. İç talebin canlandığı ve Merkez Bankasının faizleri agresif indirdiği bir konjonktürde enflasyon düşüşünün yavaşlamasını bekliyorum. Aynı zamanda ülke risk priminin düşürülmesi ve enflasyondaki yapışkan ve katılıkların azaltılması için yapısal reformlar ( Hukuk, Eğitim, Demokrasi)  uygulanmalıdır. Uzun vadeli faizler ancak bu takdirde iner ve nihai hedef olan %5 enflasyon oranını realize etmek mümkün olur. Bir diğer gereklilik ise maliye politikasındaki disiplinin mutlaka devamlılığıdır. Son olarak, faizler bundan çok daha yavaş düşecektir. Bir dahaki Merkez Bankası toplantısı 16 Ocak 2020’de gerçekleşecek. Bu toplantı ile ilgili beklentim 50-100 baz puan arasında bir indirim. Gelecek yıl için toplam 250 baz puan olabilir. Böylece kredi ve mevduat faizlerinde az da olsa biraz daha düşüş görülebilir.

2019 yılını bitirmeye sayılı günler kalırken, ana oyun kurucunun ABD Başkanı Trump olduğu gerçeği öne çıkmaktadır. Trump ile başlayan yeni döneme yeni yeni adapte olan piyasa katılımcılarının Trump’ı henüz çözememeleri, varlık fiyatlarında alışık olunanın dışında fiyatlama davranışlarını tetiklemektedir. ABD Fed’den ve diğer gelişmiş ülkelerden faiz artırımı beklenmemesi olumlu küresel likidite koşullarını destekliyor. Bir de gelecek yıl ABD’de seçim yılı. Tarihte bir başkan ikinci yıl tekrar adaylığını koyar ve tekrar seçilirse o yıl genellikle iyi geçiyor.

2020 yılı için bir de madde madde olası risklerden bahsedelim :

  • ABD’de Trump ile ilgili azil süreci
  • ABD Çin ticaret savaşında tansiyonun tekrar yükselmesi
  • Avrupa ekonomisini toparlanamaması
  • ABD’nin Türkiye yaptırımları
  • Türkiye’de yeni partilerin kurulması ile siyasi tansiyonun yükselmesi.
2020 Riskler ve Fırsatlar
3 (60%) 5 vote[s]
Facebook
Twitter
LinkedIn
WhatsApp

Henüz yorum yapılmamış, yorumunuzu aşağıya ekleyin!


Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir